15 Ekim 2018 Pazartesi
Anasayfa > HABERLER > 2018 YETKİYİ KAYBETMİŞİZ!

2018 YETKİYİ KAYBETMİŞİZ!

25.05.2018 13:04 12 14 16 18 yazdır
Kaybettiğimiz bir şey yok biz kazanan taraftayız kaybedenler ise itibarlarını kaybetmiştir.
2018 YETKİYİ KAYBETMİŞİZ!

İlim ilim bilmektir ilim kendin bilmektir sen kendini bilmezsen ya nice okumaktır." demiş Yunus.


Aynı Yunus; "Behey Yunus sana söyleme derler
Ya ben öleyim mi söylemeyince." der.


Ardından, Çalışma Hayatının ve Sendikal Mücadelenin giderek daha beter ve umutsuz bir hal alan ahval-i pür melal'i karşısında ve anında sık sık söylemekten kendimizi alamadığımız; "Söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil." sözü aklımıza gelir.


Fuzuli'nin her zamanki lirik melankolisinden payını alan, her seferinde bir kez daha hayranlık uyandıran, çaresizliğin en anlamlı ifadesi olan ah'lar ile an'ların olağan buluşmasını anlatan hal-i pür melalimizin muhteşem tasviridir.

"Sussan olmuyor... susmasan olmaz dil dursa hakim bey, tende can durmaz.." mı dersin.


Yoksa; "Kelimeler şu an kocaman birer yalan, konuşursam seni yakar, susarsam kendime katlanamam." mı dersin yada "Susmak bazen aslında ne çok şey anlatır!..."

Ama bugün konuşalım; 

Yetkiyi almak, toplu sözleşme sürecinde masada sizleri temsil etmek, karşılaşacağınız her türlü sorunu beraberce çözebilmek için Yönetim Kurulumuzla, İlçe Başkanlarımız ve Yönetim kurulu üyelerimizle,  İş Yeri Temsilcilerimizle, Cesur Yürek Üyelerimizle ve Gönül Dostlarımızla beraber ciddi bir mücadele yaptık.

“MEB’de mülakat ile adaleti getirdik” şeklinde cümle kuran zihniyetle mücadele ettik.

 

Korkuları, kaygıları aşamadık; bitmeyen beklentileri aşamadık.  Ve yetkili olamadık. Kısacası bizim kaybettiğimiz bir şey yok ama onlar itibarlarını kaybetti.


Allah emeği geçen, bizlere destek olan tüm dostlarımızdan razı olsun.

 

Şöyle ki; Akarsuların çok hızlı aktığı dönemlerde bu hızlı akış karşısında küçük ve hafif çakıl taşları yerlerini değiştirirken sağlam ve büyük kayalar oldukları yerlerde sabit durmaktadır. İşte günümüzde de böyle bir zaman yaşanmaktadır. Kaya gibi sağlam duranlar ile zamana ve güce göre oradan oraya taşınanlar birbirinden ayrılmaktadır.

 

İşte Türkiye Kamu-Sen Üyeleri ve Türk Eğitim-Sen üyeleri bu kaya gibi duruşun ete kemiğe bürünmüş örnekleri olarak tarihin sayfalarında şerefli yerlerini alacaklardır.


Türk Eğitim-Sen Osmaniye Şubesi olarak, bölgemizde bizden desteğini esirgemeyen, yüreğinde korkuyu barındırmayan 2446 kişiyi selamların en güzeliyle selamlıyoruz.

 

Menfaati için mevzi alanlara inat, Milli değerleri ve ülkesi adına dik duruş sergileyerek bizimle yürüyen her insanın ellerinden öpmeyi Türk Eğitim Sen Osmaniye Şube Başkanı olarak şeref telakki ediyoruz.


Bu dönemde Sendikamız ODTܒde ilk kez yetkili sendika olmuştur. Türk Eğitim-Sen yetkiyi hak eden bir sendikadır. Malumunuz, iktidarın lojistiğiyle yol almış bir konfederasyonun üye sayısı 1 milyona ulaşmış durumdadır. Üye sayıları artmış ama yine memurları masada satmışlardır. Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen ise hiçbir denge hesabı gütmeden her koşulda çalışanın yanında saf tutmaktadır.

İçinde bulunduğumuz konjonktürde bu büyük bir başarıdır. Kimseye makam, mevki  dağıtmadık, ‘Seni müdür, müdür yardımcısı yapalım’ demedik, tayin vaadinde bulunmadık. Sadece işimizi adam gibi yaptık ve eğitim çalışanlarının teveccühünü kazandık. Böylesi koşullarda bu büyüme oranını yakalamak her babayiğidin harcı değildir. Bunu ancak Türk Eğitim Sen’liler başarabilirdi.


Ülkemizde yüzlerce sivil toplum kuruluşu var ama bizi diğerlerinden ayıran vasfımız adımızın önündeki milli sıfatıdır” dedi. Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in, memleketin derdi ile dertlenen, sevinçlerine ortak olan milli bir kuruluştur.


Çözüm sürecine hayır diyen tek sendika Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen idi. Milletimizin hislerine tercüman olduk. Bundan sonra da hem adam gibi sendikacılık yapmaya hem de milletimizin hislerine tercüman olmaya devam edeceğiz. 

Merhum Namık Kemal diyor ki; ‘’Yüksel ki yerin bu yer değildir, dünyaya gelmek hüner değildir.’’


Türk Eğitim Sen; “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” fedakârlığıyla vatanını canından aziz bilmenin sevdasıdır. Türk Eğitim Sen; Hakk’ın, adaletin ve ahlak üzere bir sendikal mücadelenin gereğini şerefle, cesaretle ve kararlılıkla getirmiş olmanın hazzıdır ve gururudur.


İşte bu gıpta edilesi ruhla ki korkmadınız, korkulara boyun eğmediniz; vaatlerin ve tehditlerin esiri olmadınız. Ülkemizin beka meselesi olarak gördüğümüz maarif davamızın Çanakkale yüzlü, Sakarya kokulu bir kuvvası oldunuz.

 

Gönlünüz, zulmün nefesinin kesildiği istiklalin kalesidir. Zihniniz, maviliklere rotası adanmış ülkemizin istikbalidir. Yılmadan, bıkmadan, usanmadan, korkmadan ve korkutmadan adaletten, haysiyetten ve eşitlikten taraf olanlar… Sizlere Selam Olsun!


İşimiz zordu ve biz bunu en başından beri biliyorduk. Mücadelemizin hiçbir zamanında ihmal, yılgınlık ve bıkkınlığa kapılmadık. Yoğun gayretlerimiz oldu, girmediğimiz öğretmenler odası, derdimizi anlatmadığımız bir kişi ulaşmadığımız köy kalmadı.


Her türlü uyarıyı yaptık, yapılan edepsizlikleri herkesle paylaştık. Yolumuzu yol bilen adam gibi adamlarla gönül bağı kurduk.

 

Türk Eğitim-Sen; alınları açık, başları dik olanların sendikasıdır. İlkeli ve şahsiyetli sendikacılığın tek adresidir. Türk Eğitim Sen'li olmak bir gururdur, dik ve onurlu bir duruştur. Bu kurumun bir üyesi olmak bizim için sonsuz bir mutluluk, büyük bir şereftir. Tarihsel değerlerini hiçbir zaman unutmayan-unutturmayan, gerektiği yerde gerekeni yapma sorumluluğundan asla vazgeçmeyen, sendikal çizgisinden taviz vermeyen Türk Eğitim-Sen; hedefleriyle, ilkeleriyle, tertemiz kadrosuyla, dik ve onurlu duruşuyla eğitim camiasının tek umududur.

 

Yaşadığımız kıyım sürecinde bizim gibi düşünen ya da düşünmeyen taraflı tarafsız her kesimden destek aldık.


Kamuoyunun üzerine serpilmiş Korku zihniyetini yıkmak için bir Yürüyüş başlattık ve kararlı adımlarla yürüyüşe geçtik. Daha mutlu ve daha huzurlu bir eğitim camiası için inançlı ve kararlı bir yola koyulduk.

 

Daha Ahlaklı, daha adil, daha hakkaniyetli bir dönemin başlangıcı için bu yürüyüş zorunludur. Tüm benliğimizle haksızlığa karşı yürüyoruz. Adaletsizliğe karşı yürüyoruz.


Ahlaksız bir düzene karşı yürüyoruz. Kul hakkı yiyen haramzadelere, kariyeri ve liyakati yok sayan ve nifaktan geçinen çevrelere karşı yürüyoruz. Ahlaka doğru yürümek mecburiyetindeyiz.

 

Temizliğe, dürüstlüğe, adalete ve samimiyete yürümekle sorumluyuz. Saflarımızı sıkı tutarak adımlarımızı daha da hızlandırıyoruz. Biraz daha, biraz daha mesafe alarak ahlaksızlara karşı göğsümüzü geriyor, durmaksızın yürüyoruz.

 

Biz Yürüyoruz, Onlar Korkuyor. Biz Yürüyoruz, Onlar Telaşlanıyor. Biz Yürüyoruz, Onlar Geriliyor. Şundan Emin Olunuz Ki; Biz Yürüyoruz, Onlar Tir Tir Titriyor.

 

Biz kaybetmeyi ahlaksız bir teklife tercih ettik. Ancak içimizden günü geçirmek uğruna aptalca bir çıkarın batağına gömülenler oldu, çile çekmeden, çaba harcamadan, bedel ödemeden, iğrenç bir şekilde, alçakça kendilerini menfaat sürülerine dâhil ettiler.

 

Sendikalar arası rekabet anlaşılabilir. Ama rekabet adına sergilenen ahlaksızlığı anlamak mümkün değildir. Eğitim camiası için mücadele ettiğini söyleyen herkesin belli sorumlulukları vardır.

 

Olanı ve olması gerekeni camiamızla paylaşmak sendikal kimlik taşıdığını iddia eden tüm tarafların üyelerine karşı ödev ve sorumluluğudur.

 

Bakın biz kimlerle mücadele ediyoruz; Adaletsizliğin kol gezdiği dönemde ortada bir ganimet varmış gibi dağıtılan makamlardan birilerini kapan vasıfsız bir yapıyla mücadele ediyoruz.

 

Kul hakkı yiyen haramzadelerle, kariyeri ve liyakati yok sayan bir zihniyetle mücadele ediyoruz.

 

Bir eğitim çalışanına yapılmayacak uygulamalarla karşı karşıya kaldık. Ahlaksız tekliflerle karşısına gelenlerin yüzüne tükürenler oldu. Eğitim çalışanı olduğunu hatırlatanlar oldu. Dik ve onurlu duranlar oldu. Tüm bunların yanında yüreklerindeki korkuyu silemeyenler de oldu.

 

Burada takdir sizlerindir. Bizim sendikal davamız ise çalışanlara huzur vermek, sorunlarına çözüm bulmaya çalışmak ve yüreklerinde umutsuzluğa zerre kadar yer vermemektir. Biz insanların yüreğine korku salmıyoruz, insanlara zulüm etmiyoruz. Günü ve zamanı geldiğinde, bu zulme ortak olanlardan ve bu zulmü yapanlardan hesap sormak da bizim üyelerimize verilmiş şeref borcumuzdur.

 

Pes mi ettik: Asla. Pes mi edeceğiz: Asla. Unutacak mıyız: Asla. Unutturacak mıyız: Asla. Yüreğimizden Geçenler, Sizin Alayınıza Yetecektir. Yüreklerimizdeki iyilik, yüzümüzdeki kararlılık, ruhumuzdaki dürüstlük ve mertlik, kalbimizdeki Allah aşkı, gönlümüzdeki eğitim sevdası ve davranışlarımızdaki nezaket asla değişmeyecektir.

 

Unutulmasın ki Biz çileyi zahmetlere katık ettik ancak asla inandıklarımızdan dönmedik.


'Eşyayı dahi incitme' diyen bir medeniyetin mensupları olan bizler maalesef ki birbirini incitme yarışı içine sokulmak istenmektedir. Her zamankinden daha fazla birleşmeye ihtiyacımızın olduğu böyle bir dönemde eğitim camiasında oluşacak kutuplaşma tarafımızca kabul edilmeyecektir.

 

Adam olmayı becerememiş gurursuzlara, İnsanlıktan nasibini almamış çulsuzlara inat duruşumuz dik olacaktır.

 

İnsan doğup da insan kalamayanlara, yaşamının merkezinden insanı alıp yerine menfaati koyanlara, kendi olarak kalmayı başaramayanlara inat; Duruşumuz dik olacaktır.


İnanmış insanlar bizimledir, doğru insanlar bizimledir, makam ve mevki beklemeyen cesur yürekliler bizimledir. "Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Hâlbuki biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Hâlbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar."

 

Ve diyoruz ki üstad Karakoç'un ağzından;

 

Dar zamanda düşmanların altına

At olanlar safımıza gelmesin

Garibanın, fukaranın sırtına

Bit olanlar safımıza gelmesin

Ağırlık, irilik ölçüsün bırak

Tartıya vurulmaz beyinle, yürek

Bu ülkede iman gerek, ruh gerek

Et olanlar safımıza gelmesin.

Öte dursun işkembeden atanı

Lâzım değil kaçan ile yatanı

Menfaate rüşvet verip vatanı

Fit olanlar safımıza gelmesin

Sapıklar her yerde atsa da çamur

Gerçek mayasına kuvuştu hamur

Adam istiyoruz dört başı mamur

İt olanlar safımıza gelmesin.

Gönül bahçesinde korku gezeni

Asla kabul etmez ülkü düzeni

Sevdası, sabırı, aklı, izanı

Kıt olanlar safımıza gelmesin.

Biz zulüm ayında güneş çağıyız

Hira'dan feyzalan Tanrıdağ'ıyız

Biz meyve bahçesi, üzüm bağıyız

Ot olanlar safımıza gelmesin.

Parolamız her zamanda, her yerde:

Ölmek var da baş eğmek yok namerde

Bu imana, bu ülküye, bu derde

Yad olanlar safımıza gelmesin.

 

Peki, nedir sendikacılık;

 

Hak ve adaletin tesisi, emeğin ve alın terinin kutsiyeti noktasında bir mücadele ortaya koymaktır, sendikacılık. Yalansız, hilafsız, onurlu ve kararlı bir duruş gerektirir bu mücadele. Yorulmazsınız, yamulmazsınız; vaatlerin hayal dünyasında şahsiyetinizi satmazsınız.

 

Milyonlarca insanın emeği ve ailelerinin rızkı üzerinden kirli pazarlıklara girmezsiniz. Bu büyük bir vebaldir çünkü. Size güvenen, size vekâlet veren insanları yarı yolda bırakmazsınız. Gücünüzün kaynağı haklılığınız; bu hakkı sonuna kadar savunacak cesaretiniz ve kimseye minnet etmeyen onurunuzdur. Koltuk uğruna, kamu çalışanlarına şantajı, baskıyı ve tehdidi reva görmezsiniz. Ve nihayetinde hiçbir makamın ve gücün ebedi olmadığını; hem yer üstünde hem de yer altında tüm yapılanların bir hesabı olduğunu asla unutmazsınız.

 

Şimdi şu hale bakın ki; sendikacılık dünyada başladığı 1820 den buyana bu kadar SARARmamıştı. Biz sendikacılığı işverene karşı yapılır bilirdik ki; bu en doğrusudur devlet içinde kadrolaşmanın aracı haline gelirse bu PARALEL yapılaşmanın ta kendi olur ki oldu; artık sendikacılık, emeğin namusunu kamu çalışanlarının hakkını koruma gayretinde olan sendikalara karşı SARARmayı marifet sayan SENDİKAMSI yapılar tarafından yapılır oldu.


Biz Türk Eğitim Sen ailesi olarak hiçbir zaman böylesi bir sendikal ahlaktan ve diyalektikten uzak, böylesi bir aymazlığın içerisinde asla olmayacağız. Bizler onurun ve haysiyetin başı dik insanların sendikası olarak bu ülkeye ve tüm kamuya görev bildiğimiz, yıllardır ortaya koyduğumuz destansı mücadelenin birer neferi olmaya devam edeceğiz ve asla yorulmayacağız.

 

BAŞARACAĞIZ


Bazı insanların hikâyelerini yazamazsınız. Onların hikâyeleri, kaderleridir. Biyografiler; insanoğlunun hayat macerasını tamamladığı zaman yazılır. Kahramanların hikayeleri ise hayatın başında, Ervah-ı alemde, kutlu bir emrin kaleminden çıkan berat üzerine yazılır.
Mücadele destanımızın kahramanlarına şükranlarımızla:

İşte üye sayılarımız;

Korkut Ata Üniversitesi; 206 üyemizle Yetkili Sendikayız

2018 OKÜ'DE YETKİLİ SENDİKA TÜRK EĞİTİM-SEN

Osmaniye - 981

Kadirli - 724

Düziçi - 289

Bahçe - 107

Toprakkale - 75

Sumbas - 52

Hasanbeyli - 7

YURTKUR - 5

 

Kısacası kaybettiğimiz bir şey yok biz kazanan taraftayız kaybedenler ise itibarlarını kaybetmiştir.


Not; Bu yazı hazırlanırken birçok şube başkanımızın duygu ve düşüncelerini yansıttığı yazılarından alıntı yapılmıştır.


Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri