18 Ekim 2017 Çarşamba
Anasayfa > HABERLER > ADALET İSTİYORUZ, GECİKEN ADALET ADALET DEĞİLDİR

ADALET İSTİYORUZ, GECİKEN ADALET ADALET DEĞİLDİR

28.08.2014 20:50:06 Okunma Sayısı : 1895 12 14 16 18 yazdır
26 Ağustos Salı Günü saat 13:00'da, Genel Merkez ve Ankara Şubelerimizce Anayasa Mahkemesi önünde "ADALET İSTİYORUZ, GECİKEN ADALET ADALET DEĞİLDİR!" eylemi katıldık.
ADALET İSTİYORUZ, GECİKEN ADALET ADALET DEĞİLDİR

Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi adaletsiz, objektif olmayan, yandaş okul müdürü değerlendirmelerini protesto etmek amacıyla eylem yaptı. Anayasa Mahkemesi önünde tepkilerini dile getiren Türk Eğitim-Sen üyeleri ellerinde "Sadece Adalet İstiyoruz" dövizleri taşıdı.




Türk Eğitim-Sen'in Ankara Şube Başkanları ve şube yönetim kurulu üyeleri, Osmaniye Şube Başkanı ve Yönetim kurulu üyeleri, Türkiye Kamu-Sen'e bağlı sendikaların genel başkanları, okul yöneticileri ve üyelerimizin destek verdiği eylemde, "Yandaş Sendika, Omurgasız Siyaset",  "Bakan Uyuma Üç Maymunu Oynama",  "Siyasetin Kölesi Olmayacağız",  "Geciken Adalet, Adalet Değildir", "Adınız Adalet İşiniz Rezalet", "Yeter Artık Susmayacağız" şeklinde sloganlar atıldı.




AKP iktidarı evrensel hukuku elinin tersiyle bir kenara itti.


Eylemde basın açıklaması yapan Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk AKP iktidarının evrensel hukuku elinin tersiyle bir kenara ittiğini kaydederek, şunları kaydetti: "Bugün buraya Anayasa Mahkemesini protesto etmek için toplanmadık. Türkiye her geçen gün insan haklarından, hukukun üstünlüğü prensibinden, yargı bağımsızlığından adım adım uzaklaşırken, bu ülkenin en yüksek yargı organına büyük görevler düşmektedir. T.C. Devleti ve demokrasimiz yolda bulunmuş değildir. Bu millet, demokrasi ve hukuk devleti için nice bedeller ödemiştir. Bu millet 12 Eylül darbelerinde, 28 Şubatlarda inim inim inletilmişken, şimdi de siyasi vesayetin altında, darbeci anlayışları dahi aratan, antidemokratik yaklaşımlarla demokrasi olmaktan her geçen gün uzaklaşan bir ülkede yaşamak zorunda kalmaktadır.




AKP iktidarı evrensel hukuku elinin tersiyle bir kenara itmiştir. 17 Aralık ve 25 Aralık operasyonlarından, hırsızlık iddialarından, yolsuzluk iddialarından sonra Türkiye'de hukuk devleti olma iddiasından neredeyse tamamen vazgeçilmiştir. Çıkartılan kanunlar siyasi iktidarın değirmenine su taşımayacak olan, kendileri için tehlikeli olarak gördükleri iktidarların devamı için problem olarak gördükleri tüm kurum ve kuruluşlardaki yöneticileri tasfiye etmek artık açıkça dillendirilmektedir. Bu ülke hiç kimsenin babasının çiftliği değildir. T.C. Devleti Ali babanın çiftliği de değildir. Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını elinin tersi ile itemez, bu ülkenin insanlarını düşüncelerine göre, siyasi ideolojik duruşlarına göre kamplara ayıramaz. Anayasa ve kanunlar Başbakan da olsa, Cumhurbaşkanı da olsa, Bakan da olsa hiç kimseye böyle bir hak vermemektedir."


Dünyanın hiçbir ülkesinde bir kanunla, bir gecede insanların unvanları elinden alınmaz.


MEB Kanunuyla Milli Eğitim Bakanlığı'ndaki 76 bin yöneticinin alın teriyle, dişiyle, tırnağıyla kazandığı unvanların, sosyal statülerin ceket çıkarılır gibi üzerlerinden alındığını söyleyen Koncuk, "Bunu TBMM çatısı altında milletvekili çoğunluğuna güvenerek her türlü haksızlığı kendileri için meşru gören AKP iktidarı yapmaktadır. Dünyanın hiçbir ülkesinde bir kanunla, bir gecede insanların unvanları elinden alınmaz. Antidemokratik yönetimlerin olduğu Afrika ülkelerinde dahi böyle demokrasi dışı bir uygulamaya rastlayamazsınız" dedi.




MEB bu yönetmelikle, güya adaleti sağlayacağını, hak eden müdürlerin görevlerine devam etmelerini sağlayacağını söyleyerek, Anayasa Mahkemesini ve tüm insanları ters köşeye yatırdı.


Koncuk sözlerini şöyle sürdürdü: "Anayasa Mahkemesi bu kanunla ilgili CHP'nin açtığı iptal davasına önce canla başla sarıldı, en azından böyle bir görüntü vardı. Ama MEB tarafından çıkarılan bir yönetmelikle güya birtakım kriterler getirildiği görülünce, Anayasa Mahkemesinin de bu dava konusunda gevşek bir duruş içinde girdiğine şahit olduk. MEB bu yönetmelikle, güya adaleti sağlayacağını, hak eden müdürlerin görevlerine devam etmelerini sağlayacağını söyleyerek, Anayasa Mahkemesini ve tüm insanları ters köşeye yatırdı.




Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı'ya sesleniyorum: Gelin, hodri meydan. Okul müdürleri ile bu puanlamayı yapan ilçe milli eğitim müdürleri ve ilçe milli eğitim şube müdürlerini karşı karşıya getirelim. İddia ediyorum, ilçe milli eğitim müdürleri ile ilçe milli eğitim şube müdürleri puanlama yaptıkları okul müdürlerinin dörtte üçünün adını ve hangi okulda görev yaptığını dahi bilmez.




Görev süresi uzatılacak müdürler ile ilgili bir trajikomik bir puanlama yapıldı. Bu puanlama zulmü bundan sonraki süreçte de devam edecek. Şimdi ilk perdeyi oynuyorlar. Puanlamada birtakım kriterler var. Mesela çevre ile ilişkileri ya da çalışanları ile ilişkileri nasıldır? Akademik kariyeri var mı? Uluslararası düzeyde makaleleri yayınlanmış mıdır? şeklinde sorular var. Sorular güzel ama bu soruları kim değerlendirecek? Hakkaniyetle değerlendirilebilecek mi? İlçe mili eğitim müdürü ile ilçe milli eğitim şube müdürlerine yetki vermişler. İlçe milli eğitim müdürü vekâleten bakıyor, ilçe milli eğitim şube müdürlerinin birçoğu da geçici olarak görevli. Puanlama yaptıkları müdürleri görseler de tanımazlar. Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı'ya sesleniyorum: Gelin, hodri meydan. Okul müdürleri ile bu puanlamayı yapan ilçe milli eğitim müdürleri ve ilçe milli eğitim şube müdürlerini karşı karşıya getirelim. İddia ediyorum, ilçe milli eğitim müdürleri ile ilçe milli eğitim şube müdürleri puanlama yaptıkları okul müdürlerinin dörtte üçünün adını ve hangi okulda görev yaptığını dahi bilmez. Adını dahi bilmediği bir okul yöneticisini ilçe milli eğitim müdürü, ilçe milli eğitim şube müdürü nasıl değerlendirecek?




Bakınız ne oluyor? Bu insanların önlerine liste konuluyor. Yandaş sendikamız var ya, memurlara zulmetmekten, yandaşlık yapmaktan, toplu sözleşmede memurları satmaktan başka hiçbir özelliği olmayan yandaş sendika var ya, işte bu sendikanın AKP ilçe teşkilatları ile oluşturduğu listeler ilçe milli eğitim müdürleri ile ilçe milli eğitim şube müdürlerinin önlerine konuluyor. Hangi puanı taktir ettilerse, onlar da o puanı veriyor. Ama bunlar zavallı. Kendi iradesinin arkasında duracak karaktere de sahip değiller. Bazı şube müdürleri ise vicdanlarına danışmışlar. Ama yukarıdakiler bakmışlar ki okul müdürüne 60 tam puan vermişler, bunun üzerine bu puanı düşürmelerini istemişler. Mesela Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde Türk Eğitim-Sen üyesi bir okul müdürüne ilçe milli eğitim müdürlüğü tarafından 59 puan verilmiş, ancak daha sonra baskı kurularak bu puanın 22.5'e düşürülmesi sağlanmıştır. Dolayısıyla Türk Eğitim-Sen üyesi olan okul müdürü yeniden görevlendirilmemiştir. Mesela geçici ilçe milli eğitim müdürlerinin bazıları kendisine puan vermiş. Hem de 95-100 puan vermişler. Bu da yetmemiş ölmüş insanlara 75 ve üzerinde puan vermişler. Ankara'da Etimesgut Ufuk Arslan Anadolu Lisesi'nde görev yapan Ahmet Şimşek'e 75 ve üzerinde puan verilmiş ve Şimşek'in görev süresi uzatılmış. Oysa Ahmet Şimşek, 12 Temmuz 2014 tarihinde vefat etmiş. Karabük'te Türk Eğitim-Sen'in 1 ay önce vefat eden üyesi 75. Yıl Karabük Anadolu Lisesi Müdürü Murat Adnan Üren'e 100 tam puan verilmiş. Emekli olanlara, okul müdürlüğünden ayrılıp, öğretmenliğe geçenlere puan vermişler. Kısacası bu işin cılkı çıkmış. Biz istiyoruz ki, adalet sağlansın. Sadece adalet istiyoruz."


 


Buradan Anayasa Mahkemesinin kıymetli üyelerine sesleniyorum: Biz bunlara göz yumduğumuz sürece size de puan verirler.


Anayasa Mahkemesini göreve çağıran Genel Başkan Koncuk, "Buradan Anayasa Mahkemesinin kıymetli üyelerine sesleniyorum: Biz bunlara göz yumduğumuz sürece size de puan verirler. Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Haşim Kılıç, bunlar size de puan verirler. Peki bu adamlar değerlendirme yapsa size kaç puan verirler?




Türkiye hukuk devletiyse, Türkiye'nin hukuk devleti olduğunu perçinleyecek olanlar yargı adamlarının iradesidir. Yargı adamları hukuk devletinin kendisine verdiği sorumluluğu yerine getirmek zorundadır. Aksi takdirde Anayasa Mahkemesi neyi temsil etmektedir? Bakın bir müdürün okulu TEOG sınavlarında çok ciddi başarı elde etmiş ya da başka bir  müdürünün okulu uluslararası yarışmalarda başarı sağlamış. Bu insanlara bile 40-45 puan veriyorlar. Yazık. Bu başarıyı kim görecek? Bu ülkede tek ölçüt AKP yandaşı olmak mıdır?




Tüm hâkimleri, savcıları sorumluluk almaya görevlerini yerine getirmeye davet ediyorum.


Kimseye eyvallahımız yok. Allah'tan başka kimseden yardım dilemiyoruz. Biz herkesin üzerinde taşıdığı sorumluluğu yerine getirmesini istiyoruz. Ölümden öte yol yok. Kimseden korkumuz da yok. Bu ülkenin hukuk devleti olduğunu, T.C. vatandaşlarının her birinin siyasi anlayışı, ideolojisi ne olursa olsun kıymetli bir insan olduğunu tescil edecek olan hukuktur, yargı adamlarıdır. Bu noktada tüm hâkimleri, savcıları sorumluluk almaya görevlerini yerine getirmeye davet ediyorum" diye konuştu.


Genel Başkan İsmail Koncuk'un konuşmasının ardından Türk Eğitim-Sen üyeleri "Sadece Adalet İstiyoruz" yazılı dövizleri ve Türk bayraklarını Anayasa Mahkemesi binasının demirlerine bıraktı.




Basın Açıklaması Aşağıdadır:


ADALET İSTİYORUZ, GECİKEN ADALET ADALET DEĞİLDİR Basın açıklaması fotograf albümü için tıklayınız.


Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk'un, yandaş okul müdürü değerlendirmeleri ile ilgili yaptığı basın açıklamasıdır.


Değerli okul yöneticilerimiz, şube başkanlarımız ve şube yönetim kurulu üyelerimiz, sendika üyelerimiz ve kıymetli basın mensupları;


Bugün Milli Eğitim Bakanlığı'nda yaşanan hukuk cinayetini bir kez daha kamuoyuna ilan etmek için buradayız.


Bugün Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir kadrolaşmayı, torpili, emek ve alın terini sömürmeyi, hülleyi, yalanı, talanı deşifre etmek için buradayız.


Türkiye hiç alışık olmadığımız ve büyük adaletsizliklerin yaşandığı günlerden geçmektedir. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı'nda MEB Yasası ile birlikte taşlar yerinden oynamıştır. Paralel yapıyı tasfiye etmek uğruna Hükümet öyle bir yasa ihdas etmiş, ardından öyle bir yönetmelik çıkarılmıştır ki, "hukuk devletinde bu da olur mu?" denilmektedir.


Bilindiği gibi MEB Yasasıyla birlikte 4 yılını dolduran okul müdürleri, müdür başyardımcıları, müdür yardımcıları görevden alındı; il milli eğitim müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri, il milli eğitim müdür yardımcıları, MEB'de üst düzey yöneticilerin görevlerine son verildi. Bakanlık Merkez Teşkilatı'nda bulunan şube müdürleri de görevlerinden alınarak, uzman yapıldı. Bu şekilde yıllarca bilgisi, tecrübesiyle Bakanlığı yönetenler geri hizmete alındı ve Bakanlığın hafızası sıfırlandı. Bu yasanın akabinde çıkarılan Yönetici Atama Yönetmeliği de tam anlamıyla kadrolaşmanın diğer adı oldu. Bir anda kariyermiş, liyakatmiş, beceriymiş, bilgiymiş, tecrübeymiş hepsi yerle yeksan edildi.


Yöneticiler kazanılmış haklarını kaybetti, hepsinin sosyal statüleri bir kanunla ellerinden alındı. Kısacası 20-25 yıldır yöneticilik yapan insanların hayatı adeta darmaduman edildi.


Amaç çok açıktı: Siyasi erk, kendisine biat etmeyenleri, kendinden taraf olmayanları bertaraf etmek istiyordu.


Bakınız; görev süresi uzatılacak müdürler sözde bir değerlendirmeye tabi tutuldu. Değerlendirmede ne yazılı sınav var ne de başarı, bilgi, tecrübe var. Değerlendirmede ne var biliyor musunuz, adam kayırma var, emek hırsızlığı var, usulsüzlük var, kişiye özel puanlamalar var, gayri ciddilik var.


Değerlendirmede; öğretmenlerin, okul aile birliği başkan ve başkan yardımcısının ve öğrencilerin görüşü göstermelik olarak dikkate alındı. Çünkü mesai arkadaşlarının değerlendirmeye etki eden puanların toplamı sadece 40'dı. 60 puanlık ağırlık değerlendirmeyi ise okul müdürlerini hayatında bir kere bile görmemiş olan, onların çalışmaları hakkında bilgi sahibi olmayan ilçe milli eğitim müdürleri ile ilçe milli eğitim şube müdürleri yaptı.


Soruyorum size; daha 2-3 aydır koltuklarında oturan şube müdürleri, okul müdürünün yöneticilik vasıflarına sahip olup olmadığından bihaber ilçe milli eğitim müdürleri okul müdürlerine hangi kriterlere göre puan verdi?

 

Hemen söyleyelim: Listeler havada uçuştu. Birilerinin emir erliğini yapan bu sözde yetkililerin önüne isimler liste halinde geldi. Bu isimlerin bazılarının bertaraf edilmesi, bazılarının da görevde kalmaları konusunda talimat verildi.    

    

Düşünebiliyor musunuz; onlarca başarı belgesi ve ödül almış, mesai arkadaşları tarafından başarılı bulunan ve 40 tam puan verilen bir okul müdürüne ilçe milli eğitim müdürü ve ilçe milli eğitim şube müdürleri tarafından çok düşük puanlar verildi.  İnce hesap yapanlar, bu şekilde 7 bin civarında yöneticiyi bertaraf etti. Bunun tam tersi de yaşandı. Mesai arkadaşları tarafından çok düşük puan alan okul müdürlerine, ilçe milli eğitim müdürü ve ilçe milli eğitim şube müdürleri tarafından yüksek puanlar verilerek bu kişilerin okul yöneticisi olarak devam etmesi sağlandı.


Değerlendirme sürecinde öyle şeyler yaşanmıştır ki; şimdi sizlerle birkaç örnek paylaşacağım:


Varan 1: Karabük'te Türk Eğitim-Sen'in 1 ay önce vefat eden üyesi 75. Yıl Karabük Anadolu Lisesi Müdürü Murat Adnan Üren'e 100 tam puan verilmiştir. Değerlendirme sırasında Üren hayatta değildi. Peki Adnan Üren'e neye göre puan verildi? Üstelik Adnan Üren 4 yıl önce müdür rotasyonunda merkezden ilçeye, okuldan okula sürgün edilmişti. Üyemizin değeri vefat ettikten sonra mı anlaşıldı? Bu nasıl bir ciddiyetsizliktir!


Varan 2: Ankara'da değerlendirme sonuçlarına baktığımızda benzer bir puanlama daha görüyoruz. Etimesgut Ufuk Arslan Anadolu Lisesi'nde görev yapan Ahmet Şimşek'e 75 ve üzerinde puan verilmiş ve Şimşek'in görev süresi uzatılmıştır. Oysa Ahmet Şimşek, 12 Temmuz 2014 tarihinde vefat etmiştir.


Varan 3: Kilis'te yönetici değerlendirme işlemleri sonucunda 75 ve üzeri puan alan kurum müdürleri listesinin 7'inci sırasında Metin Yıldız yer almaktadır. Bu listeye göre 75 ve üzerinde puan alan Metin Yıldız'ın görev yaptığı Kilis-Musabeyli'de Hüseyinoğlu Ortaokulu'nda görev süresi uzatılmıştır. Ancak işin trajikomik tarafı Metin Yıldız, okul müdürü değil, öğretmendir. Metin Yıldız öğretmen olduğu halde nasıl değerlendirmeye tabi tutulmuştur?


Varan 4: Yine aynı listenin 18'inci sırasında yer alan Cuma Özdemir'in de 75 ve üzerinde puan aldığı görülmektedir. Listeye göre; Özdemir'in Kilis-Merkez'de Toki Ortaokulu'nda okul müdürlüğü görevi uzatılmıştır. Ancak Cuma Özdemir Kilis Belediye Başkan Yardımcısıdır. Pes doğrusu! Değerlendirmeyle hiçbir alakası olmayan Belediye Başkan Yardımcısına bile puan vermişlerdir.


Varan 5: Bir örnek de Artvin'den. Artvin yönetici değerlendirme işlemleri sonucunda 75 ve üzeri puan alan kurum müdürleri listesinin 26'ıncı sırasında Oğushan PEHLİVAN yer almaktadır. Oğushan PEHLİVAN'ın görev yaptığı Artvin Özel Eğitim İş Uygulama Merkezi Okulundaki görev süresi uzatılmıştır. Ancak Oğushan PEHLİVAN okul müdürü değildir. Pehlivan, Artvin Belediyesi'nde İnsan Kaynakları ve Eğitimi Müdürlüğü'nde çalışmaktadır.


Varan 6: Gümüşhane'de de skandala imza atılmıştır. Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde Türk Eğitim-Sen üyesi bir okul müdürüne ilçe milli eğitim müdürlüğü tarafından 59 puan verilmiş, ancak daha sonra baskı kurularak bu puanın 22.5'e düşürülmesi sağlanmıştır. Dolayısıyla Türk Eğitim-Sen üyesi olan okul müdürü yeniden görevlendirilmemiştir.


Varan 7: Yozgat Sorgun'da da Sorgun Anadolu Lisesi Müdürü Mustafa Şahin 13.08.2014 tarihinde vefat etmesine rağmen değerlendirmeye alınmış, 75 ve üzerinde puan verilerek Şahin'in görev süresi uzatılmıştır.


Varan 8: Yine Yozgat'ın Sorgun ilçesinde daha önce Atatürk İlkokulu müdürü olan Hüseyin Ekinci daha sonra ilçe milli eğitim müdürü oldu. Buna rağmen Hüseyin Ekinci yönetici değerlendirme listesinde 93.77 puan almış olarak görülüyor. Yani şu anda ilçe milli eğitim müdürü olan Hüseyin Ekinci kendisine puan vermiş, hem de puanlamada oldukça bonkör davranmış.


Varan 9: Kayseri'nin Melikgazi ilçesinde de daha önce Hasan Polatkan Ortaokulu Müdürü olan Tuncay Demir, daha sonra ilçe milli eğitim müdürü oldu. Buna rağmen Demir, yönetici değerlendirme listesinde tam 100 puan almış olarak görülüyor. 


Bu örnekler Türkiye genelinde yaşanan skandallardan sadece birkaçı. Emekli olmuş, kurum değiştirmiş insanlar bile değerlendirmeye tabi tutuldu. Bunlar nasıl değerlendirmelerdir? Böylesine ciddiyetten uzak, insanlarla alay eder şekilde değerlendirme yapılabilir mi? BU YAŞANANLAR ADAM KAYIRMANIN, HİLENİN, KATA KULLİNİN, DÖNEN DOLAPLARIN, ARSIZLIĞIN, USULSÜZLÜĞÜN, GAYRİ CİDDİLİĞİN VE AHLAKSIZLIĞIN EN NET KANITIDIR. ORTADA İŞLENEN BİR CİNAYET VARDIR. BU CİNAYETİN FAİLLERİ; HAKKI, HUKUKU, ADALETİ KATLETMİŞTİR. Çok açık söylüyoruz ki; BU DEĞERLENDİRMELER HÜKÜMSÜZDÜR VE DERHAL İPTAL EDİLMELİDİR. 


İlan ediyoruz ki; sözde değerlendirmede yüksek puan alarak okul yöneticiliğine devam etmeye hak kazananların büyük kısmı; iktidarın emir kulu olanlar, yandaş sendikaya üye olanlar, iktidarla siyasi ve ideolojik tercihleri örtüşenler, arkası sağlam olanlar, torpil ile iş yaptıranlar olmuştur ve ilişkileri sayesinde o makamda devam etmeye hak kazanmıştır.


Kısacası; iktidarın yan kuruluşu gibi çalışanlara, başka sendikaya üye olan ya da hiç sendika üyesi olmayan, siyasi duruşu, ideolojisi iktidara ters düşen, birilerinin kapısında yatmayan onurlu okul müdürleri cezalandırılmıştır.


Dolayısıyla okullarımızın önemli bir bölümü artık başarılı okul müdürlerine değil, objektif olmayan değerlendirmelerle koltuklarını koruyan kapı kullarına emanettir.


Ülkeyi yönetenlere soruyoruz:


MEB'de güzel ahlak yerine ahlaksızlığın kol gezdiğinden haberdar değil misiniz?


Hileli, usulsüz, subjektif, gayri ciddi değerlendirme yapanlara herhangi bir yaptırım uygulayacak mısınız?


Okulları hak etmeyen, bilgi ve tecrübesinin gücüyle değil, torpilin gücüyle o makamlara getirilen kişilere teslim ederken hiç mi uykunuz kaçmayacak? Biz bundan sonra çocuklarımıza yalanı, dolanı, hileyi mi öğreteceğiz? Yandaş kayırmacılığını bu ülkenin çocuklarının koluna altın bilezik olarak mı takacaksınız? Çocuklarımız, bu örneklerle mi iyi, dürüst ve ahlaklı bireyler olarak yetişecek? Çocuklarımızın böyle kişilere emanet edilmesini, yüz akımız olan öğretmenlerimizin sevk ve idaresini bu beceriksiz, ehil olmayan kişilerin yapmasını içinize nasıl sindireceksiniz?


Öte yandan çok acı ama gerçek bu ucube yasa ve yönetmeliği birileri öyle bir kullandı ki, bu cenah üye kaydetmek için her yolu mubah saydı. Kirli ilişkilerle, makam, mevki vaatleriyle üye avına çıkanlar, şereften yoksun her metodu denedi. Eğitim çalışanlarının hak gaspına neden olan bu adaletsizliğe karşı durmak yerine her zaman olduğu gibi bu süreci de kendi çıkarları doğrultusunda kullanma ahlaksızlığını tercih ettiler.


Dini doğruları referans aldığını söyleyen ancak her türlü sahtekârlığı yapan, Allah korkusu yaşamayan, kul hakkı yemeyi hayatının felsefesi haline getiren bu ucube güruh, her türlü rezilliğe imza atmayı ilke edinmiştir. İktidara "Benim adamım sizin adamınız" diyebilen bu çete, her türlü ilke ve değeri ayaklar altına almıştır. İnsanlara "bana üye olmazsan seni müdür yapmam" diyebilecek kadar ahlaktan yoksun bu yapı, bu şekilde üye kaydederek daha ne kadar varlığını sürdürmeyi planlamaktadır? Şu andaki siyasi erk gücünü kaybettiğinde bu yapı hala güçlü olabileceğini mi zannetmektedir? Şantajla, tehditle büyüyenlerin gün gelecek foseptik çukurunda çığlıkları duyulacaktır.


Bu yönetmelikle ilgili tek sıkıntı, görev süresi uzatılan müdürlerle ilgili değerlendirme süreci değildir. Müdür başyardımcısı ve müdür yardımcıları müdür tarafından belirlenecektir. Sınav kazanmış olmanın, başarılı olmanın hiçbir etkisi olmayacaktır. Müdür yardımcıları ile müdür başyardımcılarının geleceğini okul müdürleri tayin edecektir. Yani bu süreçte de bilgi ve yeterlilik değil; okul müdürü ile aynı sendikaya üye olanlar ya da okul müdürü ile iyi ilişki kuranlar, okul müdürü ile aynı dünya görüşünü paylaşanlar tercih nedeni olacaktır.


Şu uyarıları da yapmak istiyoruz: Göreve ilk kez atanacak müdürler de sözlü sınava tabi tutulacaktır. Sözlü sınav nedir? Sözlü sınav objektif değerlendirmeler yerine, kişiye özel muamele demektir. Burada ölçülebilir kriterler söz konusu olmadığına göre kime, neye göre puan verilecektir? Üstelik komisyon kimlerden oluşacaktır? Komisyonda yer alan isimler neye göre belirlenmektedir? Bir yöneticinin analitik düşünebilme ve analiz yapabilme yeteneğini, temsil kabiliyeti ve liyakat düzeyini, muhakeme gücü ve kavrayış düzeyini, iletişim becerilerini, özgüveni ve ikna gücünü, genel kültürünü nasıl ölçülecektir? Görülecektir ki; tıpkı görev süresi uzatılacak müdürlerde olduğu gibi, buradaki komisyonun değerlendirmesi de yandaş görevlendirme, iktidarı memnun etme anlayışı üzerine bina edilecektir.


Özellikle son dönemde iktidar, kendi savcılarını, kendi hâkimlerini, kısacası kendi yargısını oluşturma gayretinde olduğu bilinmektedir. Bunun bir devamı olarak MEB'de de ölçüsüz bir kadrolaşma operasyonu yapılmaktadır. Bu durum Anayasal düzene aykırıdır ve toplumun geleceğine büyük zarar vermektedir. İnsanlar arasında ayrımcılık yapılması, siyasi erkin anlayışına ters düşeni, muhalif olanı yok etme arzusu çok tehlikelidir.


Tüm bunlar ışığında Anayasa Mahkemesi'ne çok önemli görevler düşmektedir. Şöyle ki; bilindiği gibi MEB Yasası Anayasa Mahkemesi'ne taşınmıştı. Ancak Anayasa Mahkemesi 11 Haziran'da gerçekleştirdiği kurul toplantısında yasanın okul yöneticileri ile ilgili maddesi hakkında yürütmeyi durdurma talebini reddetmişti. Bu durum kazanılmış haklara darbe indirmiş, hukuk devleti ilkesinin çiğnenmesine ve bugün eğitim kurumlarımızın ehil olmayan ve yandaşlıkla prim yapan kişilere teslim edilmesine neden olmuştur.


Anayasa Mahkemesi, davanın esastan görüşülmesi aşamasına geçecektir. Türk Eğitim-Sen olarak talebimiz; değerlendirme puanlarında yapılan tarafgirlikler, gayri ciddilikler, hormonlu, hileli puanların göz önüne alınması ve Yüce Mahkeme'nin davanın esastan görüşülmesinde iptal kararı vermesidir. Aksi takdirde hukuk cinayetleri ard arda işlenmeye devam edecek, insanların hakları gasp edilecek, okullarda iş barışı bozulacak, çalışanlar arasında telafisi mümkün olmayan husumetler baş gösterecektir. Tüm bunların neticesi olarak ta eğitim hayatımız ciddi bir yara alacaktır.


Türk Eğitim-Sen'in 75 puanın altında alan okul yöneticilerinin hakları için mücadelesi sonuç alınana kadar sürecektir. Görev süresi uzatılmayan okul yöneticileri bu işlemin tebliği veya öğrenilmesi ile birlikte dava açma süresi olan 60 gün içinde iptal davası açabilecektir. 


Biz haksızlığa uğrayan tüm okul müdürlerinin bu davayı açmasını salık veriyoruz. Bu noktada konuyla ilgili okul müdürleri için dava dilekçesi hazırlayan sendikamız, onlara hukuki anlamda gerekli tüm desteği vermektedir. Açılan davaların, görev süresi uzatılmayan okul müdürlerinin lehine sonuçlanacağına inanıyoruz.


Bakanlık hem bu kadar çok davaya enerji sarfedecek hem de usulsüz, yandaş değerlendirmeleri iptal etmek zorunda kalacaktır. Bu minvalde Anayasa Mahkemesi'nin değerli üyeleri de yaşanan bu ahlaksızlığı, rezilliği, dalavereyi görerek, yasayı mutlaka iptal etmelidir.


Kamuoyuna saygıyla duyurulur.



1 Mart 2014 tarihli Resmi  Gazete'de  yayınlanan ve özellikle yandaş okul müdürü değerlendirmelerinin önünü açan MEB Yasasıyla ilgili Genel Merkezimiz tarafından bugüne kadar yapılan tüm çalışmalar aşağıdaki linklerde sunulmuştur. Türk Eğitim-Sen olarak, bu yasa ile ilgili en son 26 Ağustos 13.00'de Anayasa Mahkemesi önünde Yönetici değerlendirmelerinde yapılan haksızlıklara karşı eylem gerçekleştirdik.



GENEL MERKEZİMİZCE MEB YASASI İLE İLGİLİ YAPTIĞIMIZ EYLEM VE ÇALIŞMALARIMIZ



MEB YASA TASARISI ASLA KABUL EDİLEMEZ.


GENEL BAŞKAN"MEB YASA TASARISI GERİ ÇEKİLMEZSE ANKARA'DA MİTİNG YAPACAĞIZ"


GENEL BAŞKAN KONCUK, ORHAN ERDEM İLE MEB YASA TASARISINI GÖRÜŞTÜ.


SENDİKAMIZ MEB KANUNUNUN İPTALİ İLE İLGİLİ HER TÜRLÜ ÇALIŞMANIN İÇİNDEDİR.


GENEL BAŞKAN, YÖNETİCİ ATAMADA ALDATANLARA DİKKAT ÇEKTİ


GENEL BAŞKAN, SENDİKAMIZIN MEB'E TEKLİF EDECEĞİ YÖNETİCİ ATAMA KRİTERLERİNİ AÇIKLADI.


GENEL BAŞKAN "BİZ HÜR İRADEMİZLE YAŞAMAYA TALİP OLACAĞIZ" DEDİ.


YÖN. GÖREV. KRİTERLERİYLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİMİZİ MEB'E İLETTİK


MEB YÖNETİCİ ATAMADA YENİ KAOS YARATMAMALIDIR


CUMHURBAŞKANI, MEB YASASINI ONAYLAMAMALIDIR


CHP MEB YASASINI YARGIYA TAŞIDI


ANAYASA MAHKEMESİ MEB YASASINI GÖRÜŞECEK


UCUBE MEB KANUNU AYM'NİN GÜNDEMİNDE


AYM MEB YASASINI GÖRÜŞMEYE BAŞLADI


ANAYASA MAHKEMESİ MEB YASASINI GÖRÜŞTÜ


OKUL YÖNETİCİLERİ HANGİ İŞLEMLERİ YAPACAKLAR


İLÇE MİLLİ EĞİTİM MDR. VE ŞUBE MDR. DEĞERLEN. MÜDÜR İLE EN AZ ALTI AY ÇALIŞMIŞ OLMALIDIR


YÖNETİCİ GÖREV. OBJEKTİF DAVRANILMASI KONUSUNDA VALİLERE MEKTUP GÖNDERİLDİ.


KİMSE TETİKÇİLİĞE SOYUNMASIN


75 PUANDAN DAHA DÜŞÜK PUAN VERİLEN YÖNETİCİLER NE YAPMALIDIR


YÖNETİCİ PUANLAMALARI İPTAL EDİLMELİDİR


GENEL BAŞKAN KONCUK, "İŞ BIRAKMA EYLEMİNDEN DOLAYI KİMSEYE CEZA VERİLEMEZ" DEDİ.


KONCUK: "MEB YASA TASARISI SİVİL BİR DARBEDİR. 26 ŞUBAT'TA İŞ BIRAKIYORUZ"


İŞ BIRAKMA EYLEMİ İLE İLGİLİ YÖNETİM KURULU KARARIMIZ


YÖNETİCİ GÖREVLENDİRME YÖNETMELİĞİNİN GETİRDİKLERİ


MÜSTEŞAR TEKİN, "OKUL YÖNETİCİLERİ SINAV SONUÇLARINA GÖRE ATANACAK" DEDİ.


GENEL BAŞKAN, MEB MÜSTEŞARI YUSUF TEKİN İLE MEB YASASINI GÖRÜŞTÜ.


TÜRKİYE'DE BU SAATTEN SONRA SİYASİ İSTİKRARDAN BAHSETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR


GENEL BAŞKAN "HAK GASPI KONUSUNDA MAHARETLİLER, AMA HAK VERMEK KONUSUNDA ÇOK ZAYIFLAR" DEDİ.

 


TWİTTER'I KAPATMAK, TÜRKİYE'Yİ İÇİNE KAPANIK DEMİR PERDE ÜLKESİ İLAN ETMEKTİR


GENEL BAŞKAN: "MEMURLARLA KEDİNİN FAREYLE OYNADIĞI GİBİ OYNAMAK İSTİYORLAR."


GENEL BAŞKAN "ÇATI ÇÖKERKEN, KİMSE ELİMİZE TOZ BEZİ VERMEYE KALKMASIN" DEDİ.


MEB YASASI DİLEKÇESİNDEKİ EKSİKLİK GİDERİLEREK, AYM'YE GÖNDERİLDİ.


GENEL BAŞKAN, 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINI DEĞERLENDİRDİ


26 ŞUBAT TARİHLİ MEB YASA TASARISINI PROTESTO İÇİN İŞ BIRAKMA EYLEMLERİMİZ


 

GENEL BAŞKAN "BU KANUN TASARISINI TANIMIYORUZ" DEDİ.

 

TÜRK EĞİTİM-SEN AYM ÖNÜNDE ADALET İSTEDİ.


GÖREVLERİNDEN ALINAN YÖNETİCİLER İÇİN YOL HARİTASI


MEB VE VALİLİKLERDEN DEĞERLEN. YAPAN KOMİSYON ÜYE. İSİMLERİNİ İSTEDİK

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri