22 Ekim 2018 Pazartesi
Anasayfa > HABERLER > Düziçi İlçemizde Birlik ve Beraberlik Gecesi Düzenlendi

Düziçi İlçemizde Birlik ve Beraberlik Gecesi Düzenlendi

28.03.2018 21:25 12 14 16 18 yazdır
Düziçi İlçe Başkanlığımızca üyelerimizin katılım sağladığı birlik ve beraberlik gecesi düzenlendi.
Düziçi İlçemizde Birlik ve Beraberlik Gecesi Düzenlendi

Düziçi Türk Eğitim-Sen İlçe yönetimi olarak düzenlediğimiz "Birlik, Beraberlik ve Tanışma" programına katılan Türk Eğitim-Sen Osmaniye Şube Başkanı Ahmet Kandemir Bey ve Yönetim Kuruluna ,TES Kadirli İlçe Başkanı Halim Hallaç Bey'e,TES Toprakkale İlçe Başkanı Hamza Kılıç Bey'e, Türk Sağlık-Sen ilçe Temsilcisi İsmet TOPAL Bey'e, Türk Diyanet Vakıf Sen İlçe Temsilcisi Malik Çapar Bey'e,Türk Büro-Sen İlçe Temsilcisi Nebi Teke Bey'e,Kur'an-ı Kerim tilaveti için Adem Gürlek Bey'e, güzel sunumları için Nurcan Toz Hanımefendiye ve Öğretmenevini bizler için hazır bulunduran Öğretmenevi Müdürü Osman İyi Bey'e çok teşekkür ederiz.


Salonumuzu dolduran her biri Kürşat, her biri Aybala olan çok değerli üyelerimiz ve misafirlerimize sonsuz teşekkürler... İyi ki varsınız...


Şube Başkanımız Ahmet KANDEMİR gecede yaptığı konuşmada;


Değerli büyüklerim, aziz dava arkadaşlarım, muhterem hanımefendiler ve beyefendiler;

 

Geçen hafta genel başkanımız Talip GEYLAN genel başkan yarımcılarımız ve bölge Türk Eğitim Sen Adana, İskenderun, Hatay ve Osmaniye Şube başkanları ve yönetim kurulu üyeleri olarak Zeytin Dalı Harekâtına ve Mehmetçiklerimize destek vermek, incelemelerde bulunmak, sendikamızın ülke güvenliği ile ilgili konulardaki duyarlılığını göstermek ve o bölgedeki eğitim çalışanlarıyla bir araya gelmek için Hatay (Hassa, Kırıkhan, Reyhanlı) ve Kilis’e ziyarette bulunduk.

 

Kırıkhan İlçesi Güzelce Karakolun ziyaretimizde Karakol Komutanımızın Genel Başkanımız Talip GEYLAN ile karşılaştığı anda: “Biliyoruz sizleri. Sendika isminizin başında TÜRK var. Ziyaretiniz gücümüze güç kattı, bizlere moral verdi." demiştir. İşte bulunduğumu nokta budur.

Türkiye Kamu Sen; memurluğun 57. Alay’ı, Nusret Mayın Gemisi’dir. Türkiye Kamu Sen sadece sendikal örgütlenme değil her şeyden önce bir şeref hareketidir. Türkiye Kamu Sen; gönüllerde alev alev yanan, volkan volkan akan, bayrak bayrak dalgalanan bir sevdadır. Hakkâri’de, Kars’ta ne dediyse Edirne’de, Artvin’de onu söyler.

 

Türkiye Kamu Sen küçülmeden büyüyenlerin sendikasıdır. Sevdamız Türkiye, kavgamız ise ekmektir. Türkiye Kamu Sen özetle Türkiye dir! Türkiye Kamu Sen Türk Dünyası'nın yüz akıdır. Bir baba için hayırlı evlat neyse, Büyük Türkistan için de Türkiye Kamu Sen odur.

 

Türk Eğitim Sen ise Türkiye Kamu Sen’in ve Türk Memur Sendikacılığının amiral gemisidir. Türk Eğitim Sen ise Türkiye Kamu Sen’in amiral gemisidir.

 

Savaşa düğün hevesi ile gidenlerin, geri dönmeyi hiç düşünmeyenlerin, namusu, şerefi ve haysiyeti için al bayrağı kefen bilenlerin, vatan ve millet uğruna toprağa gözünü kırpmadan düşenlerin, bayrak gönderden inmesin diye kendini siper edenlerin adresidir Türk Eğitim Sen.

 

Bu çatı altında, Menfaatleri ve korkuları için mevzi alanlara inat, Milli değerleri ve ülkesi adına dik duruş sergileyerek beraber yürüdüğümüz her insanın elinden öpmek bizim işin bir şereftir.

 

Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, bu devlet var oldukça, sizin gibi kendisini davasına adamış kahramanlar oldukça, Türk Eğitim Sen de var olacaktır.

 

Çünkü biliyorum ki, demir dağı eritip, çeliğe su verip, atı ehlileştirip, adım attığı her yere medeniyeti, kültürü, mertliği, mücadeleyi, insanlığı öğreten, dost düşman demeden karşılaştığı her toplumu cesareti, dürüstlüğü ve feraseti ile kendisine hayran bırakan yüksek ruh, bu milletin her bir ferdinin yüreğinde ilk günkü saflığıyla yaşamaktadır.

 

Biliyorum ki, ham çarık, yün çorapla kıtalar aşan; bir çift küçükbaşın sütünü yoğurda, yoğurdu ayrana, peynire, tereyağına döndürüp sayısız aşa çeviren; yünü keçeye, ipliğe döndürüp, gönlünün güzelliğini, doğanın bin bir rengi ile süsleyip üstüne geçiren; hayallerini halılara işleyip, kıl çadırı cennete çeviren ruh, yokluğa, imkânsızlığa, zorluğa yenilmez.

 

Kur’an’ı baş tacı edip, Uzak Asya’dan Avrupa içlerine kadar tüm coğrafyayı İslam’la şereflendiren Türk milleti yok olmaz. 

 

Türkün ayak bastığı her bölgede silinmez izler bıraktığını, barış, kardeşlik, birlikte yaşama ekseninde medeniyetler yükselttiğini göreceksiniz. İşte bu nedenledir ki, bu coğrafyadan Türk adını silmeye kalkan gafiller, Türk’ü çıkardıklarında dünyada medeniyet namına bir şey kalmayacağını dahi anlamaktan aciz, zavallılardır.

 

Zor günlerden geçiyor, bir ölüm kalım mücadelesi veriyoruz. Bu mücadelemizde, ardına bakmadan yollara düşüp, kanayan yaralarını ay ışığıyla sararak, hayallerini kan gölünde parlatarak, yastık diye taşlara baş koyarak bizler için canlarını feda eden Afrin kahramanlarının aziz hatıraları önünde saygı ile eğiliyoruz.

 

Sedyeyle taşınmadan, teneşire konmadan, tabutlara girmeden, ölmeden mezara konan yiğitlerin hatıralarına ihanet edemeyiz.

 

Kürşad, Oğuz Kağan, Alparslan, Selahaddin-i Eyyubi olup haksızlığa savaş açmak; Yunus olup, Aşık Veysel olup sevgi tohumları saçmak zorundayız.

 

Yörük Ali Efe olup düşmana korku salacak, gerekirse Mustafa Kemal olup yokluklar içinden taptaze olup yeniden yeşereceğiz.

Çağ açıp çağ kapatan Fatih Sultan Mehmed’in “Ya ben İstanbul’u alırım ya da İstanbul beni” sözleriyle ifade ettiği ve gemileri karadan yürüterek hayata geçirdiği kararlılığı ve azmi göstereceğiz. 

 

Topkapı’dan şehre girerken Bizans Patriğine hitaben “Ben Sultan Mehmed, sana ve arkadaşlarına ve bütün halka söylüyorum ki, bugünden itibaren ne hayatınız ve ne de hürriyetiniz hususunda benim gazabımdan korkmayınız.” fermanıyla ortaya koyduğu hoşgörü ve mütevazılığı rehber edineceğiz.

 

Bu milletin bir daha işgal, bölünme ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaması için her türlü tedbiri almak ve uyanık olmak da hayati derecededir. Birliğimizden, adaletten, bilimden ve ilimden ödün vermeden muasır medeniyet yolunda kararlı bir şekilde yürümeliyiz.

 

Bu noktada Güneydoğu, Fırat kalkanı ve Afrin kahramanlarını, vatan sevdalılarını, onur, gurur ve cesaret abidelerini asla unutmayacağız.

 

Bir kurtuluş savaşı veriyoruz. Tarihimize dönüp baktığımda bu savaşı cephede kazanacağımızdan en küçük bir şüphe dahi duymuyoruz. Ancak gerçek zaferler savaşlardan sonra kazanılır.

 

Yurdu yaşatmak için can vermek kahramanlarımıza düştüyse; bu kahramanlarımızı ölümsüzleştirmek ve emanetlerine sahip çıkmak da bizim boynumuzun borcudur.

 

Bu vesileyle bizlere Anadolu’nun kapılarını açan Sultan Alparslan’dan başlayıp, kanlarıyla bu topraklara Türk mührünü vuran bütün vatan evlatlarına; yok olmak üzereyken bu millete iman ve inanç yükleyerek adeta küllerinden yeniden doğmasını sağlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına;

vatanı, milleti, ülkesi ve namusu için canlarını vermekten çekinmeyen tüm gazi ve şehitlerimize minnettarız.  Onların emanetlerini kutsal bilip canımız pahasına sahip çıkacağımıza dair söz veriyoruz.

 

Çünkü “Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır.” ve “İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır.” Diyerek “Haksızlığın karşısında ELİF gibi dik, hakkın yanında VAV gibi mütevazıyız.” ve her daim milletimizin ve eğitim çalışanlarının emrindeyiz.

 

Milli Kültürden ve gelenekten geldiğimiz, kimliğimi kazandığımız Ocağımızdan, Vatan ve Millet sevdamızdan aldığımız feyz ile Üstad Nihal Atsızın ortaya koyduğu "Yufka Yüreklilerle Çetin Yolların Aşılamayacağı" ve "Ölüm Tasından İçilip İleriye Atıldıktan Sonra Geri Dönülmeyeceği" şuuruyla hak bildiğimiz yolda, Milli Şairimizin uyarısı ile KORKMA'dan, "İnsanların Hayırlı İnsanlara Faydalı Olandır" diyerek, "Sen Yanmazsan Ben Yanmazsam Karanlıklar Nasıl Çıkar Aydınlığa" diyerek, "Hakkın Hatırı Alidir Hiç Bir Hatıra Feda Edilemez" diyerek hiç durmadan Haktan ve Haklılıktan aldığımız güçle; Haksızlığa karşı dik durarak, Kimsesizin kimsesi, Çaresizin çaresi, Mazlumun sesi olacağız.

 

Sözlerimi; hayatının özetini mezar taşına “Her şeye kadir olan Allah'a and olsun ki köle olmayacağız.” yazdırarak özetleyen büyük dava adamı Aliya İzzetbegoviç’in şu sözüyle bitirmek istiyorum: “Şimdi gökyüzünün altındaki yerimizi alma zamanı.”

 

Türk Eğitim Sen ve Türkiye Kamu Sen Osmaniye İl Başkanı

Ahmet KANDEMİR


Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri